2012 Maya Kehanetleri ve Güneş Aktiviteleri

28.03.2012 Bu sayfa 1873 kişi tarafından ziyaret edildi.

 

Mayaların 2012 kehaneti "Güneş Lekeleri Döngüsü" ve "Venüs Döngüsü" ile bağlantılı gözüküyor. Bundan "Dönüşüm Zamanı, 2012 Öncesi ve Sonrası" kitabımda genişçe bahsetmiştim. 6 Haziran 2012’de Venüs’ün bu yüzyıldaki ikinci geçişini yaşayacağız. Bu döngüleri, daha önceki döngülerden ayıran en önemli özellik, 26.000 yıllık Presesyon döngüsünün de sonuna gelmiş olduğumuz ve 21 Aralık 2012’de gerçekleşecek Galaktik Hizalanma. Bu aynı zamanda Mayaların 5125 yıllık 5. döngüsünün de tamamlandığı tarihe denk geliyor. Araştırmacı yazar Murice Cotterel’e göre Mayalar Güneş Lekelerinde yaşanan değişimlerin farkındaydılar ve bizi uyarmaya çalışıyorlardı. Venüs döngülerini bile, Güneş aktivitelerini takip etmek için gözlemliyorlardı. 20 döngüde bir tersinirlik bekliyorlardı. Bu tersinirlik, manyetik kutupların yer değiştirmesini gösteriyor olabilir.
 
Astrofizikçi Percy Seymour’a göre, belli periyotlarda Güneş döngüsüne bazı gezegen dizilimi çiftleri hakim olmaktadır. Bu, bazı kavuşum, kare ya da karşıtlıkların diğerlerinden daha fazla yoğunluğa sahip oldukları anlamına gelebilir. Merkür ve VenüsGüneş’teki yüksek aktiviteleri başlatmakta başrole sahip olan gezegenlerdir. Bu şartlarda, 2012 yılında Venüs'ün Güneş diskinin önünden geçişi çok daha önem kazanıyor. Tarihte Venüs geçişleri esnasında meydana gelen önemli olayları "Dönüşüm Zamanı, 2012 Öncesi ve Sonrası" kitabımda "Ekler" bölümünde detaylı bir biçimde inceledim. Burada sadece başlıklar halinde sıralayacağım:
 
  • Bilimsel gelişmeler, yayıncılıkta, iletişimde ve bilgi alışverişlerinde ilerlemeler
  • Paranormal olaylar, UFO-USO’larla bağlantılı olaylar
  • Doğal felaketler, hava koşullarında, ısıda değişimler
  • Huzursuzluklar, ayaklanmalar, savaşlar
  • İnançlarda reform, yeni düşüncelerin ortaya çıkması
  • Ekonomik çalkantılar
Bu yüzyılda Venüs'ün bir önceki geçişi 2004 yılı Haziran ayında olmuştu ve takip eden aylarda doğal felaketler artmıştı. Bilimsel verilere göre, aslında 2004 ve 2005 yıllarında çok az güneş lekesi görülmesi bekleniyordu. 20 Ocak 2005 fırtınası, bir güneş maksimum yılı olan 1989 Ekim ayından beri görülmüş en büyük radyasyon fırtınasıydı. 2005 yılında fırtınalar devam etti. Eylül ayı içinde bire haftada güneş tarihinde kaydedilmiş en büyük fırtınalar görülmüştür. Eylül 2005 kasırgaları gibi korkunç fırtınalar güneş minimumuna yakın bir dönemde meydana geldiyse, 2012’de zirve yapacak güneş maksimumunda, güneşte ve dünyada olacaklar düşündürücüdür.

 

Güneş lekeleri, güneşin yüzeyini bozan, dünyadan büyük manyetik fırtınalardır. Bu nokta ya da benekler, nispeten daha serin alanlardır ve bu yüzden daha koyu renkli görünürler. Güneş lekelerinin sayısı arttıkça, güneşten yayılan gezegenler arası manyetik alan da o kadar yoğun olur. Güneş Lekelerinin maksimum yaptığı yıllarda doğal felaketlerde artış, savaşlar, ekonomik istikrarsızlıklar görülmüş. Şu bir gerçek ki doğal felaketler ve insan hareketleri (savaşlar, ekonomi, göçler, uygarlıkları doğuşu, yıkılışı) Güneş Lekelerinin yükseliş ve düşüşleriyle ilişkilidir. 1990-91 yılları ve 2000-02 yılları arasında bu aktivitelerin artışının depremleri, volkanları, savaşları tetiklediğini gözlemledik. 2 Ağustos 1990’da Irak Kuveyt’i işgal etti. Ardından 17 Ocak 1991’da çok uluslu hava güçlerinin taarruzu ile Körfez Savaşı başlamış oldu. George Herbert Walker Bush başkandı. 26 Şubat 1993’de Dünya Ticaret Merkezi bombalandı. 11 Eylül 2001’de Dünya Ticaret Merkezi’ne saldırı düzenlendi. Bu dönemde de George W. Bush başkandı. 1990 yılı Sovyet sisteminin çöküntüye uğramasına sahne olmuştu. 1990’larda Francis Fukuyama teziyle “ideolojilerin sonunun geldiği” ilan edildi. Samuel Huntington da bu teze küresel bir boyut getirdi.  Ona göre bundan sonra ideolojiler değil, medeniyetler çatışacaktı. 2001 yılında İkiz Kuleler’in bombalanması ABD sisteminin çöküntüye uğraması olarak algılandı. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.

 

Güneş lekeleri, 9 ile 13 yıl arasında değişen dönemlerde, çoğu zaman 11 yılda meydana gelirler. Bu, bir güneş maksimumundan, diğerine kadar geçen normal süredir. Güneş maksimumundan, minimumuna kadar geçen süre 5-6 yıl arasındadır. Biz 2007 yılından beri Güneş Lekesi döngüsünün minimum fazındayız. En yakın Güneş Lekesi maksimumu 2012 yılı için öngörülüyor. Bu Güneş’in, Galaktik Merkez’le çakışmasının da olacağı yıl ve aynı zamanda Venüs’ün ikinci geçişinin yaşanacağı yıl. Görülüyor ki Mayalar bu zamansal çakışmaların farkındaydılar. Bu kez 1990 ve 2001 yıllarında yaşananlara nazaran çok daha etkin, dönüştürücü ve dramatik etkilere açık bir süreçte olduğumuz aşikar. Zira Dünya'mızın manyetik alanı iyice zayıflamış durumda.Manyetik alan zayıflaması bizi, uzaydan gelen radyasyon bombardımanına karşı daha savunmasız bırakabilir. Zararlı güneş ışınlarına karşı temel savunmamız olan dünya manyetik alanı, Kalifornia büyüklüğünde çatlaklar açılması sonucunda zayıflamaya başladı. Bu savunmanın sıfıra yakın bir düzeye inebileceği bir kutup değişimi, yani kuzey ve güney kutuplarının yer değiştirmesi yaklaşıyor olabilir. Manyetik kutupların yer değiştirmesinde ilk aşama tüm manyetik alanda zayıflama olması olarak görülüyor. Bilim adamlarına göre aslında bunu yaşamaya başladık. New Mexico Üniv. Prof. Bannerjee'ye göre, manyetik alan son 4000 yıldaki yoğunluğunun yarısını kaybetti ve manyetik kutup tersliğinin bir delili bu alan güçlülüğü olduğu için, Prof. Bannerjee bir manyetik kutup değişiminin gelmek üzere olduğuna inanıyor. Bannerjee Dünya’nın "kalp atış" hızı artarken, manyetik alanındaki güç zayıflıyor.

 

Manyetik kutupların yer değiştirmesine neyin neden olduğu konusunda çeşitli spekülasyonlar var. Bunlardan bir tanesi gezegenler arası manyetik alanlardaki değişimler. Rus bilim adamlarının sözcüsü Dr. Dmitriev bu durumu şöyle açıklıyor: Güneş'in kendisi de bir manyetik alana sahiptir ve Güneş'teki değişimler gezegenlerin işleyiş biçimini ve destekleyebilecekleri yaşamın türünü de değiştiriyor. Hatta DNA sarmalının da değişim geçirmekte olduğunu söylüyor. Rus bilim adamlarına göre Venüs, Mars, Jüpiter, Uranüs, Neptün ve Ay'ın atmosferi değişim geçiriyor. Venüs'ün genel parlaklığında belirgin bir artış gözlemleniyor. Manyetik kutupların değişiminin dünyada birçok manyetik kutup meydana gelmesine neden olacağı, pusulaların çok çeşitli yönleri göstereceğine, kuşların ve balıkların yönlerini şaşırmasına neden olacağına, hava koşullarının garipleşeceğine, fırtınaların, kasırgaların ve diğer elektriksel olayların yönlerinin ve şiddetlerinin değişeceğine yönelik teoriler ortaya konulmakta.

Güneş'teki aktivitelerle ilgili gelişmeleri bir süredir basından ve dergilerden takip ediyorum. NASA tarafından hazırlanan raporda, Güneş'te meydana gelmesi beklenen büyük bir fırtınadan söz ediliyor. Raporda, Güneş yüzeyinde meydana gelen büyük fırtınalarla ortaya çıkan plazma toplarının Dünya'daki enerji şebekelerini çökerteceği uyarısı yapılıyor. Güneş'te meydana gelen enerji patlamalarının bugüne kadar Dünya'daki enerji ve iletişim hatlarında görece kısa süreli ve küçük çaplı hasarlara yolaçtığı, ancak büyük çaplı bir patlamanın Dünya'nın manyetik alanına muazzam bir hasar verebileceği kaydedidildi. En büyük hasarın Kuzey Amerika, İskandinavya, Avrupa ve Çin üzerinde oluşacağı tahmin ediliyor. Güneş yüzeyindeki olası bir büyük patlamanın, Dünya'da saatler içerisinde tüm enerji hatlarını eriterek kullanılamaz hale getirebileceği, bunun sonucunda da altyapının çökeceği öngörülüyor. NASA'nın raporunda böyle bir felaket için olası bir tarih de veriliyor: 12 Eylül 2012...

 
Aşağıda benzer nitelikteki haberlerden bazılarının linklerini veriyorum...
 

Öner Döşer

21 Nisan 2009, Salı

Caddebostan