Gerçeklik Benim Neyim Oluyor? Baudrillard'ın Haritasında Açılar ve Kuramındaki Yeri

21.12.2013 Bu sayfa 1964 kişi tarafından ziyaret edildi.

Gerçeklik Benim Neyim Oluyor?

Baudrillard’ın Haritasında Açılar ve Kuramındaki Yeri

 

 

“Hastaymış gibi yapan kişi yatağa uzanıp bizi hasta olduğuna inandırmaya çalışır. Bir hastalığı simüle eden kişi ise kendinde bu hastalığa ait semptonlar görülen kişidir.”

( Simülakrlar ve Simülasyon, 2011: 16)

Simülakrlar ve Tüketim Toplumu gibi çalışmalarıyla tanınan sosyolog ve kuram yazarı Baudrillard, gerçekliğin yeniden üretimi ve hakikat kavramlarını eserlerinin kilit noktasına yerleştirmiştir. Aslan burcunun yükseldiği haritasında, ilk göze çarpan gezegen Neptün, Baudrillard’ın bir eserini okumak istediğimizde, etkisini üzerinde en çok hissettiğimiz gezegendir. Neptün, bir jenerasyon gezegeni olarak, gözle görünen sınırların aşımını temsil eder. Bir kişinin haritasında, kişisel bir gösterge olarak iş gördüğünde, -örnek haritada Asc’ye yakın yerleşmiştir, kolektifi etkileyen bir enerjinin kişinin üzerinden ortaya çıkacağı söylenebilir.

Harita Tipi ve Eserlerine Etkisi

Bütün gezegenlerin 180o’lik bir daire içinde kaldığı, bir gezegenin ise,  haritanın diğer tarafında yer alarak, bu gezenlerin enerjine çıkış vazifesi gördüğü haritalar; kova tipi olarak adlandırılır. Baudrillard’ın haritası, sapını Satürn’ün oluşturduğu bir kova tipidir. Onun kuramlarını Satürn olarak düşündüğümüzde, kitle ve terör (Plüton ), arzu ve baskılama (Venüs ), eğitim ve din (Jüpiter.) gibi temaların, saptan çıkan enerjiyle bir disiplin altında ifade edildiğini görürüz. Satürn’ün yay burcundaki yerleşimiyle bu ifadeler, uluslararası boyut kazanmış, doğuda ve batıda çeşitli araştırmalara kaynak olmuştur. Şimdi bu gezegenlerin, kişinin kuramlarına, bir diğer değişle, Satürn’e nasıl ve nereden yansıdığına bakarak, haritayı hareketlendirelim.

 

Güneş ve Ay – 120o Uyumlu  Açı

12. Evde Aslan burcunda yerleşmiş olan Güneş, Yengeç burcundaki Merkür’le kavuşmaktadır. Merkur, bu burçta terim ve dekan yöneticiliğinden 3+ puan alır. Merkür’ün yöneticisi Ay ise, 9. Evde Koç burcunda, Uranüs ile kavuşmaktadır. Güneş’in yüceldiği Koç burcunda, Ay’ın bir temel asaleti yoktur. Işıkların arasındaki uyumlu açı, kişinin irrasyonel tutumunun bilinçli hedefleriyle uyumlu bir ilişki içinde olduğunu gösterirken, akademik konularda harekete geçen öncü güdülerini, toplumsal bilinçdışının hizmetine sunmaktadır. Uranüs’le kavuşan Koç burcundaki Ay’ın duygusal bağımsızlığı, yalnızca çevresiyle sınırlı değildir; kendi kültürünü de içine alan düşünsel bir alana yayılmıştır. Bu ilişkiyi kuran bir üçgen açı olduğundan, toplumun görmediği alanı gün ışığına çıkarmasında, duygusal ihtiyaçlarının da önemli bir rol üstlendiği düşünülebilir.

 

Satürn ve Neptün – 120o Uyumlu Açı

Başak burcunda ve 1. Evde yerleşmiş olan Neptün, 5. Evde kendi üçlüsünde bulunan Satürn ile üçgen açı yapmaktadır. Kitlesel üretim araçlarının gerçeği yansıtmaktan ziyade, onun yerini aldığı çağımızda, Neptün, yalnızca gerçeklerden kaçışı ve fantezileri değil, onların yeniden üretilmesini ve gerçeğin yerine sunulmasını da temsil etmektedir. Elbette bu kuramla ortaya çıkan, kendisi kabul etmese de 21.yy’ın en önemli düşünürlerinden biri olan Baudrillard’ın, 1. Evinde Neptün’ün yerleşmiş olması ve Ay’ının da diğer bir jenerasyon gezegeni Uranüs’le kavuşuyor olması, astrolojinin sosyokültürel metinlerle olan irtibatına en güzel bir örnektir. Neptün’ün güçlü olduğu haritalarda her zaman umulduğu şekilde Satürn, bir üçgen açıyla düşsel olanı sıkı sıkıya gerçekliğe bağlamakta, Simülakrlar kuramıyla başlayan düşünsel bir yolculuğu, en ihtiyacımız olduğu anda tarihe armağan etmektedir. Bu açıdan Baudrillard, kozmik saatin tam zamanında ve bir çok kültüre ulaşacak biçimde kendini dışavurmasının da bir örneğidir.

Neptün’ün başak burcundaki bu yerleşimi, imgenin insanlık tarihi boyunca kolektife nasıl hizmet ettiğinin, titiz bir araştırmasına olanak vermiştir. Tanrısal bir gerçekliğe işaret eden imge, tanrısal bir gerçekliğin yokluğunu gizleyen imgeden, nihayet günümüzde, tanrısal bir gerçeklikle hiçbir ilişkisi olmayan, yalnızca görüntüyü vaat eden ve vaat ettiği anda da veren imgeye dönüşmüştür. Böylece bir zamanlar depremler yaratan Poseidon, bugün televizyonda insanları uyutan bir şovmen kılığında iş görmektedir. Elbette onun insanlığın gündelik gerçekle olan ilişkisine verdiği zarar da bir deprem kadar etkilidir. Böylece Neptün hala bir gerçek-dışılığa gönderme yaparken, insanın gerçekle olan irtibatını kesmenin yeni bir illizyonunu yaratmıştır. Daha doğru bir ifadeyle ise insan, kendi araçlarının yönetimine girmiş ve bunun sorumluluğunu da iktidara atmıştır. İktidar, kitle iletişim araçlarıyla toplumu uyutarak, kendi yerini sağlamlaştırır olmuştur. Bu önermenin ışığında haritaya dönersek, 11. Evde yerleşmiş olan Plüton’u yengeç burcunda, Satürn’den süzülürken buluruz. Herkesin sorumluluğunu devretmiş olduğu kitle-açmazlarının ve terörün sıradanlaşarak, bu yolla her eve (ilişki biçimine) sızmasını, toplumu besleyen dinamiklerin dönüşümünü temsil eden Plüton göstermektedir. Haritada yalnızca Ay Düğümleri’ne açı yapan Plüton, Baudrillard’ın kişisel yaşamında, dönüştüren akrep geleneğinden, sabitleyen ve değişimleri yumuşatan boğaya doğru bir gidişata destek verirken, Baudrillard’ın kuramlarında da “Toplusalın içinde kaybolduğu karanlık bir delik; kitle. .” olarak ifadesini bulur. Öner Döşer ise Plüton’un yengeç burcundaki yerleşimini şöyle tanımlamaktadır.

“Kriz deneyimleyerek aile ve vatan kavramının dönüşümünü sembolize eder.(1. Dünya Savaşı’nda pek çok insanın hayatını altüst etti.)”

 ( Astrolojide Temel Kavramlar, 2013: 231 )

I. Dünya Savaşı’ındaki alt üst oluşun bugünkü gündelik gerçekliğimize olan etkisini, içine doğduğu anı kuramlarında işleyen Baudrillard’dan okuduğumuzda, bir anın nasıl bilinç kazandığını ve iki tarihsel an –Baudrillard’ın doğum günündeki gökyüzü ve bugünkü gökyüzü, arasındaki dönüşümü gördüğümüzde, kendi haritalarımızın tarihselliğine sızma imkanı da buluruz. Gerçeklik benim neyim oluyor dediğimizde, sürekli bir güncellikle tarihselliğinden ayırılmış insanın, kendine yabancılaşmasını kırmak için bir hamle yapmış oluruz. Her birimizin haritasının bir yerine yerleşmiş bu güçler, farklı yaşam alanları ve tutumlar üzerinden, bizi, tarihi üreten bir rolde tutmaktadır.

 

Venüs ve Satürn - Karşıt Açı

5. Evdeki Satürn’ün, Baurillard’ın aşk ve romantizmle, hobi ve boş zaman aktiviteleriyle olan ilişkisine ağır başlı bir nitelik kazandırdığı söylenebilir. Hemen karşısına yerleşmiş olan Venüs ise İkizler burcunda, Satürn’e meydan okumakta, Yay’ın yayılmacı özelliğini baskılayan Satürn’ü gerilimli bir tazda da olsa, dışa açılmaya zorlamaktadır. Venüs bu burçta temel bir asalete sahip değildir. Elbette bu karşılaşmada daha ağır –bir dış gezegen, olan Satürn’ün avantajlı konumda olduğunu düşünebiliriz. Bu kişisel gerilim, onun satırlarında, toplumsal ilişkileri üreten ekonomi-politiğin açıklamasına yansımaktadır. Kalıntı kavramını merkeze yerleştirdiği yazısında, enerijiyi ortaya çıktığı anda baskılama ve özgürleşme kavramı olmaksızın düşünemediğimiz üreten bir güç olarak ele alır. Bu gerilimi, enerjinin doğasında görür.

“Her arzu ya da cinsel enerji, yeni bir baskı altına alma biçimi yaratacaktır.”

( Simülakrlar ve Simülasyon 2011: 200 )

 

Baudrillard’ın Manevi Misyonu ve “Şans”ı

Harita yorumlamada kullanılan yardımcı yöntemlerden biri de Arap Noktaları’dır. Bu noktalardan biri olan Pars Spiritus, ruhun gizli niyetlerini ve kişinin Tanrı karşısındaki tutumunu gösterir. Baudrillard’ın haritasında Ruh Noktası, 20o Yay burcuna düşmekte ve Satürn ile kavuşmaktadır.

“Pars Spiritus, Ateş burçlarında ise, bu kişilerde hareket özgürlüğü ve güç, muhtemelen liderlik özellikleri, cömertlik, hayırseverlik, yaratıcılık şeklinde ortaya çıkacaktır.”

(Astrolojide Gösterge Tespiti, 2012: 95)

 

Ruh Noktası’nın 5. Evde ve Yay burcunda bulunması, Baudrillard’ın yaratıcılığını ortaya koymasının, onun için temel – gizil bir motiavasyon kaynağı olduğunu göstermektedir. Satürn’le kavuşan bu nokta, ruhun niyetini gerçekleştirme biçiminin felsefi bir disiplin ile ilişkili olduğunu anlatır. Kendisiyle yapılan röportajlardan, sosyoloji üzerine ders vermesinin yanında, pek çok farklı disiplinle ilgili olduğunu ve nihayetinde hepsinden beslenen ve hiç birine ait olmayan bir kuram geliştirdiğini biliyoruz. Böylece, amacını gerçekleştirirken felsefi düzeyde pek çok sorumluluk alması gerektiğini düşünebiliriz.

Nokta yönetcisi Jüpiter ise 10. Evde İkizler burcunda yerleşmiştir. Bu da zamanla kişinin zorlukları, toplum karşısında başarıya dönüştüreceğini göstermektedir - ki Jüpiter, Doğu’nun Gözcüsü olarak da bilinen Aldebaran  yıldızıyla kavuşmaktadır. Adeta kişi, bilgiyi topluma yaymak amacıyla dünyaya gelmiş gibidir. 11. Evden Venüs İkizler’in yaptığı partil karşıt açı ise, bu hedefi engellemektense ona Venüsyen kaliteler eklemiştir.

Dünyevi şansını gösteren Şans Noktası’na baktığımızda, liderlik ve yaratıcılık özelliklerinin bir kez daha vurgulandığını görüyoruz. 24o Koç burcunda, uzak yerler, felsefe, yüksek eğitim gibi konuları kapsayan 9. Evdeki Şans Noktası, kişi bu konularda öncü olduğu takdirde uzak yerlere ulaşarak, para kazanabileceğini göstermektedir. Çünkü Mars, para evinde ve kendi üçlüsünde yerleşimdedir.

Teori ve pratiğin mükemmel sentezini, düşüncenin günlük yaşamda silinip gitmesinde gören Baudrillard, bu dünyadan ayrılırken, içine doğduğu anı, mükemmeli gerçekleştiren eserleriyle ölümsüzleştirmiştir.

 

KAYNAKÇA

Astrolojide Temel Kavramlar , AstroArt, 2013

Simülakrlar ve Simülasyon, Doğu Batı Yayınları, 2011

Sessiz Yığınların Gölgesinde, Ayrıntı Yayınları, 2002

Astroloji Okulu Ders Notları, 2013

Astrolojide Gösterge Tespiti, AstroArt, 2012