Şans Noktası’nın “şans”ı neyin şansı?

10.05.2012 Bu sayfa 10909 kişi tarafından ziyaret edildi.

Biz insanlar, düşünürken adına “kavram” dediğimiz bir malzeme kullanırız. Kavramlar, bir kök anlamın yanı sıra, bir de yaşadıkları ömür boyunca kazandıkları yan anlamlardan oluşan bir anlam yelpazesine sahiptirler. Ancak burada önemli bir noktaya dikkat çekmemiz gerekir: Bir daireyi örnek alalım. Bir daireyi o daire yapan, kendisini oluşturan noktaların dairenin merkeziyle olan biricik ilişkisidir. Başka bir deyişle, dairenin merkezi, o dairenin özü, ruhu, kimliğidir. Bu durum, kavramlar için de geçerlidir. Bir kavramın o kavram olarak kalabilmesi için, merkezdeki anlamından fazla uzaklaşmaması, gelişigüzel eğilip bükülmemesi gerekir. Tüm bunların Şans Noktası’yla ilişkisi ne peki? Şans Noktası’nın anlamını, günümüzün genelgeçer değer aracı olan parayla sınırlı tutma eğilimindeyiz. Fakat bu kısıtlama, Şans Noktası’nın özünde yatan esas anlamın perde arkasında kalmasına sebep oluyor. Okumakta olduğunuz yazı, işte bu perde arkasında kalan kısımdan bahsediyor.

Bu girizgâhtan sonra, astrolojinin meşhur Şans Noktası’nın adındaki “şans” kavramına geçelim.

Talih kuşu kime, niye konar?

Şans, gündelik hayatımızda çokça yer tutan, özünde ne anlama geldiği üzerine pek düşünmeden, bol keseden kullandığımız bir kavram. Ama aslında biz şans diye neyi kastederiz? “Şansım yaver gitti” dediğimizde, olup biten nedir? Belli birini “çok şanssız biri” diye nitelediğimizde o kişinin hayatıyla ilgili hangi gerçeği anlatmak istiyoruzdur?

Amerikalı astrolog Ben Dykes’ın “Traditional Astrology for Today” isimli kitabında, Arap Noktaları’nı anlattığı bir bölüm var. Dykes, örnek olarak Şans Noktası’nı (Lot of Fortune) kullandığı bu bölümde, şans kavramının ne olduğu üzerinde duruyor ve hem bu kavramı hem de Şans Noktası’nı farklı bir gözle görebilmemizi sağlayacak bir perspektif açıyor. Bu yazıyı yazmama sebep de, kitabın bu bölümünde okuduklarım oldu. 

Konunun ayrıntılarına girmeden önce bir not düşmemiz lazım: Şans kavramını, “talih” ve “kısmet” kavramlarıyla beraber ele almalıyız. “Talih” ve “kısmet” sözcükleri ve bunların çağrıştırdıkları, “şans” diyerek ifade etmeye çalıştığımız kavramın doğasını –en azından Şans Noktası’ndaki şansın anlamını- çok daha iyi anlatıyor.

Dykes, Talih’in (Fortune) eskiler için ne ifade ettiğinden başlıyor. Gezegenimizin gördüğü en önemli düşünürlerin başında gelen Aristoteles, “Fizik” kitabında şu örneği veriyor: Bir gün pazara gitmeye karar verdiniz. Elmalara, yumurtalara bakarken aniden bir adamla çarpıştınız. Bu çarpıştığınız adam, size borcu olan, tanıdığınız bir adam. Adam parayı çıkardı, borcunu oracıkta ödedi.

Kimin başına gelse, “bugün şanslı günümdeyim” dedirtecek bir olay. Ama Aristoteles, bu son derece sıradan görünen olayla ilgili şunu bilmek istiyor: Bu olayın meydana gelmesine ne neden oldu? Ve Talih’in kendisi, meydana gelen olayların bir nedeni midir?

Bugünün modern dünyasında bu olay, kimimiz için parayı cebine indirdiği keyifli bir “tesadüf”, kimimiz içinse zor zamanda imdada yetişen evrenin kendisine geçtiği özel bir kıyaktır. Ama içinde yaşadığımız hâkim kültürün kabullerini temel alarak deneysel ve rasyonel akılla düşünen biz modernler için, bu olay son derece sıradan ve tesadüfi bir olaydır. Öyle ya da böyle, bir şekilde meydana gelmiştir. Ardında hiçbir anlam yoktur; hatta anlam aramanın kendisi bile anlamsızdır. Anlam bulmaya kalkışırsanız, en hafif tabiriyle hurafelere kurban düşmüşsünüzdür, daha ağır tabiriyle ise insan zihninin çocukluk ve ilkellik zamanlarından kalan gelişmemiş ve ilkel bir kafaya sahipsinizdir. Kafanızın son kullanma tarihi çoktan geçmiştir ama siz hâlâ aymamışsınızdır. Ama adınız Aristoteles ise, bu olayı öyle bir yerinden yakalarsınız ki şahane bir felsefe problemine dönüşür.

Aristoteles, bu örneğe dayanarak şu soruları soruyor: Talih tam olarak neyin nesidir, nasıl tanımlanabilir?

Aristoteles’e göre Talih, olayların meydana gelmesinde başlı başına bir sebeptir. Ama Talih’in tam olarak ne olduğunun yanıtı, olaylara nasıl sebep olduğu sorusunun yanıtında saklıdır.

Aristoteles, Talih’i olayların meydana gelişinde bir sebep olarak görür ama bu işi çok özel bir şekilde yaptığını söyler. Talih’in özelliklerini şöyle sıralıyor Aristoteles: Her zaman meydana gelen bir şey değildir. Sizin açınızdan iyi ya da kötü bir amaca hizmet etmiş olması gerekir. Sizin belli tercihlerinizle ilişkili olsa da, olay sizin seçimleriniz sonucunda başlatılmamıştır. Sürekli akış halinde olan normal ve gündelik sebepler bu olaya fiziksel olarak sebep olmuştur.

Aristoteles’in verdiği örneği bu unsurları uygulayarak inceleyelim: Pazara gitmeye fiziksel olarak zorlanmadınız ya da pazar yeri her zaman bulunduğunuz yerlerden biri değildir. Parayı almak sizin hayattaki seçimlerinizle ilgilidir ama pazar yerinde adamı bulmak için özel bir karar almamıştınız. Bu olay, sizin açınızdan iyi bir şeye sebep oldu (verdiğiniz parayı geri aldınız). Bu olayın kendisi, sürekli bir şekilde akan başka birçok olayın sonucuydu: Pazara gittiniz çünkü yiyeceğiniz bitmişti, adam pazara geldi çünkü güzel bir gündü, annesinin ilaca ihtiyacı vardı, maaşını da yeni almıştı, pazar yerinin bir tarafı kalabalık olduğu için oraya değil de sizin bulunduğunuz tarafa doğru geldi vs.

Burada karşımıza çıkan çok önemli, anahtar bir kavram var: “olay akışı”. Gerçekten de, hayatı –özellikle gündelik hayatı- düşündüğümüzde, çok fazla sayıda olayın karmaşık akışından oluşan devasa bir ağa benzediğini sezeriz. Sizin kendi hayatınız da, bu olay akışıyla sürekli bir etkileşim içindedir. Sanki hayatınız birçok kanal aracılığıyla bu olay akışına bağlanmış gibidir ve bazı olaylar size gelmekte, bazılarıysa gelmemektedir. Peki ama, bu ağın nerelerine ve nasıl bağlısınız? Nerelerine bağlı değilsiniz? Bunu önceden belirleyen bir şeyler var mı? Yoksa öylece kendi kafasına göre mi meydana geliyor?

Şans noktası sadece para mı demek?

Aslına bakarsanız, bu “olay akışı” kavramı astrolojiyle, özellikle de gündelik hayatın somut ve nesnel olay ve olgularına odaklanan Ortaçağ Astrolojisi’yle çok yakından ilişkili. Astrolojiyi, kısmen bu olay akışını analiz etmeye çalışan bir disiplin olarak bile görebiliriz. Hangi olaylar size niye geliyor, niye gelmiyor ve bunlara sebep olan aktörler kim ve ne?

Bu bakış açısını astrolojik olarak ele aldığımızda, Şans Noktası’nın yeri, “maddi gelir elde edilebilecek alan” olmanın ötesine uzanıp, harita sahibinin olayların akışının içinde olup olmayacağını, bu akış içerisinde nasıl ve nerede yer alacağını gösterir. Elbette ki Şans Noktası’nın “dünyevi doğası” gereği, bu olay akışının kişiye getirisi büyük ölçüde maddi olacaktır. Fakat bunun yanı sıra, kişinin talihiyle ilgili bir kavşak görevi de görecektir. Bu talih iyi ya da kötü olabilir. Nasıl olacağı haritadaki durumu ve bağlantıları incelenerek anlaşılır. Ama Şans Noktası’na sadece para kazanmak için yöneleceğimiz alan olarak bakmak, temelindeki anlamı daraltmak olacaktır. Kendi eylemlerimizin getirileri kadar, hatta belki onlardan daha fazla, bizim niyetlenmediğimiz birtakım olayların bizim hayatımızla nasıl kesiştiğinden ve bunların bize getirip götürdüklerinden söz ediyoruz. Çünkü, Aristoteles’in verdiği örnekten de çok açık bir şekilde görülebileceği gibi, “Talih” dediğimiz olgu, daha ziyade, üzerinde pek fazla bir etkimiz olmayan ve bizim eylemlerimizden bağımsız olarak meydana gelen olayların bizim hayatımızla nasıl etkileştiğiyle ilgilidir; veya etkileşip etkileşmediğiyle. Mesela on ikinci eve düşen bir Şans Noktası’nı düşünelim. Buna birkaç şekilde bakabiliriz: a) Olayların ve fırsatların akışı harita sahibinin hayatıyla pek kesişmiyordur. b) Olayların akışı on ikinci eve odaklanmış olabilir; kişinin hayatıyla kesişen olaylar ve fırsatlar, kendisi için fayda yerine zarar getirici olabilir. c) Ya da, kişinin kendi şansını kendi yaratması gerekmektedir. Hangi şekilde bakarsak bakalım, kendisine fayda sağlayacak olayların kişinin ayağına gelme ihtimali düşük olduğundan, çok daha fazla kişisel çaba ve girişim gerekeceğini söyleyebiliriz.

Örnek Olay

Son olarak, tüm bu söylediklerimizi gerçek bir olayla örnekleyelim ve “olay ağı” ile ne kastettiğimizi somut olarak görelim.

Aşağıdaki harita, örnek olarak ele alacağımız olayı yaşayan kişinin, Alcabitius ev sistemiyle çıkarılmış doğum haritası. Harita sahibinin kişisel bilgileri yer almıyor ve haritada yalnızca olayla ilişkili göstergeler mevcut.

Harita sahibi, Firdaria periyodunda Ay döneminde olduğu bir vakitte, hiç hesapta olmayan şöyle bir olay yaşıyor: Şehir dışındaki bir arkadaşından bir telefon alıyor. Arayan arkadaşı, alacağı bir ev için para denkleştirmek zorunda. Acil para ihtiyacını karşılamak için elindeki arsayı hemen satmak istiyor. Harita sahibini arayarak bu arsayı almak isteyip istemeyeceğini soruyor. Tam o günlerde de, harita sahibinin elinde bir miktar maddi birikimi var ve bunu nasıl değerlendireceği konusunda bir arayış içerisinde. Ne yapsam, nasıl değerlendirsem diye düşündüğü bir vakitte, uzaktaki bir arkadaşından böyle bir telefon ve teklif geliyor. Harita sahibi arsayı almayı kabul ediyor. Ancak elindeki birikim arsanın bedelini tam karşılamıyor. Yakın bir akrabasından bir miktar borç alarak parayı denkleştiriyor. Bir iki günlüğüne şehir dışındaki arkadaşının yanına gidiyor, parayı elden teslim ediyor ve apar topar arsayı satın alıyor. Bu olay sonucunda, değerli bir yatırım yapmış oluyor.

Şimdi haritaya bakalım ve bu olayın ilişkili olduğu konfigürasyonu inceleyelim. Bununla beraber, harita analizinde klasik yöntemlerin gücüne ve kişinin hayat olaylarını ayrıntılı bir şekilde nasıl anlattığına bir kez daha tanık olalım.

Önce ASC’den başlayalım… Haritada bir Toprak burcu yükseliyor. İlk söyleyebileceğimiz, harita sahibinin temel motivasyonlarından bir tanesinin maddi güvence arayışı olacağıdır. Sabit bir burç yükselmekte olduğu için, ayakları yere basan bir sağlamlık talebi, garanti isteme ve somutluk, kalıcılık, muhafaza etme isteği de bu motivasyona eşlik edecektir. Yükselen yöneticisinin birinci evde oluşu, bu temel motivasyonun harita sahibinin kendi eylemleri aracılığıyla gerçekleştirileceğini gösteriyor. Tam bu noktada, ASC analizine katmamız gereken ikinci unsur, yükselen burcun yücelme yöneticisi. Boğa yükseliyor ve yücelme yöneticisi Ay. Böylelikle, yükselen yöneticisi Venüs’ün ardından, Ay da haritada harita sahibini temsil eden ikinci bir gösterge durumuna geliyor. Yükselen derecesinde Venüs ve Ay, eşit asalet puanına sahipler. Bu durum, Venüs ve Ay’ı yükselen derecesinin iki almuteni yaparken, yükselen derecesinin almutenlerinden bir olması Ay’ın harita sahibini temsil etme gücünü daha da pekiştiriyor.

Şimdi Ay’a bakalım… Ay, ikinci evde. Üçüncü ve dördüncü evleri yönetiyor. Şans Noktası da Ay’ın yönetiminde. Ay, dispozitörü Merkür tarafından ağırlanıyor; aralarında altmışlık açı var. İkizler burcunda bulunan Ay, burada hiçbir asalete sahip değil, yani peregrin.

Merkür, Koç burcunda. Alcabitius ev sistemine göre on birinci evin sonunda, on ikinci ev girişine neredeyse yapışmış durumda. Tümburç (whole sign) olarak bakıldığında ise on ikinci burçta.

Bunların ardından sormamız gereken ilk soru, Ay’ın bulunduğu yerde ne yapmaya çalıştığı.

Ay, ikinci evde bulunuyor, yönettiği üçüncü ve dördüncü ev konularını, şans noktasını ve açısal ilişki aracılığıyla Merkür’ün bulunduğu on birinci ve on ikinci evi, ikinci eve taşıyor. Ay’ın ikinci evde oluşu, yükselen burcun işaret ettiği maddi güvence arayışını bir kez daha vurguluyor: İkinci evdeki Ay, maddi kaynak sağladığında kendisini güvende hissedebilecek. Ay’ın yönettiği evler aracılığıyla ikinci eve taşıdığı diğer temalar, bu maddi güvence arayışının ayrıntılarını anlatacak: Dördüncü ev (emlak, arsa, toprak, gayrimenkul değerler, sağlam temel, aile, yuva) ve ikinci ev (para ve maddi kaynaklar) arasındaki bağlantı, bu maddi güvence arayışının kalıcı yatırımlarla, evle, toprakla ilişkili olacağını söylüyor. Ay, bir şekilde, maddi kaynakları ve toprağı birbirine bağlamak istiyor. Daha astrolojik bir dille söylersek, Ay, ikinci ev (para) aracılığıyla dördüncü evi (yatırım) gerçekleştirmeye çalışıyor. Bunun somut karşılığı olarak ilk aklımıza gelen, maddi kaynakların sağlam bir yatırıma dönüştürülme talebi. Ay bunu gerçekleştirdiği zaman kendini emniyete almış hissedecek. Diğer yandan, üçüncü ev bağlantısı nedeniyle, yakın akrabalar, kısa seyahatler gibi konular da bu resme dâhil olacak. Ay tarafından yönetilen Şans Noktası da, Ay’ın amaçları doğrultusunda birtakım fırsatlarla karşı karşıya gelinebileceğini gösteriyor. Yükselen derecesindeki güçlü asaleti Ay’ı harita sahibinin de göstergesi yaptığından, bu konfigürasyonun sebep olacağı olayların, harita sahibinin birincil motivasyonlarıyla (maddi güvence arayışı, kalıcılık ve somutluk talebiyle) de yakından ilişkili olacağını söylüyor. Ay’ın Merkür ile olan altmışlık açısı ve daha da önemlisi Merkür tarafından ağırlanıyor oluşu, arkadaşların (on birinci ev) ve harita sahibinin kontrolünde olmayan olayların (on ikinci ev) bu konfigürasyonun yaratabileceği olaylarda önemli paylarının ve katkılarının olacağını, belki de anahtar görevi göreceklerini düşündürüyor.

Ay’a biraz daha yakından baktığımızda, peregrin olduğu dikkatimizi çekiyor. Peregrin bir gezegen, bulunduğu alanda kendisini yabancılaşmış hisseder, ne yapacağını bilemez bir haldedir ve dış etkilere bağlı kalmış durumdadır. Bu dış etkiler, kendisini yöneten gezegenin etkileridir. Bunu örneğimize uygularsak: Ay, bulunduğu alanda, maddi güvence ve yatırım arayışını nereye yöneltebileceği konusunda yabancılık çekiyor. İkizler burcunda, yani değişken bir burçta oluşu ise, belki seçenekleri fazla ince eleyip sık dokuduğunu, karar alamadığını, hangi seçeneğin güvenceli olduğu konusunda ikilemde kaldığını anlatıyor. Kendini emniyette hissedeceği bir sonuca ulaşması, büyük ölçüde Merkür’ün elinde.

Son olarak Şans Noktası’na değinelim: Haritada hem tümburç (whole sign) hem de Alcabitius’a göre üçüncü evde, ama dördüncü ev girişine yakınlığından ötürü aynı zamanda da dördüncü evde. Bu durumuyla Şans Noktası; yakın akraba, kısa yolculuk, aile, yuva ve mal mülk edinme konularında harita sahibinin belli talih ve fırsatlara sahip olacağını belirtiyor.

Şimdi tüm bunları toparlayalım ve kısa bir hikâye haline getirelim.

Harita sahibi Firdaria periyodunda Ay dönemine girdiğinde, Ay ile birlikte onun bağlantıda olduğu her şey aktif hale geliyor (Ay’ın içinde bulunduğu ve yönettiği evler, açıyla ilişki kurduğu gezegenler ve onların yönettiği ve bulunduğu evler, Şans Noktası). Bu dönem, harita sahibinin elinde belli bir birikim olduğu bir vakte denk düşüyor. Astrolojik dille söylersek… Harita sahibini temsil eden Ay’ın elinde bir miktar kaynak var (ikinci ev). Dördüncü evin gerçekleştirilmesinden sorumlu olduğu için ikinci evi kullanarak (para) bu kaynakları sağlam bir yatırıma (yükselen Boğa, dördüncü ev) dönüştürmek istiyor. Ama bulunduğu alanda ikilem içinde, nereye yönelmesi gerektiğini bilmiyor, karar almakta zorlanıyor (Ay peregrin ve değişken burçta). Yöneticisine bağımlı bir halde. Fakat bulunduğu alanda (İkizler) şanslı çünkü yöneticisi tarafından orada tek başına bırakılmamış, kayırılıyor ve korunuyor (uyumlu bir açıyla ağırlanma). Ne yapacağını bilemez bir haldeyken, devreye bir arkadaş giriyor (Ay’ı ağırlayan, on birinci evdeki Merkür). Arkadaş, bir anlamda, inisiyatif kullanıyor, girişimde bulunuyor (Koç’taki Merkür, girişimci bir arkadaşı gösteriyor). Arkadaşın sunduğu fırsat telefonla yani bir haberleşmeyle geliyor (on birinci evdeki Merkür ve üçüncü ev). Öte yandan, üçüncü eve yerleşmiş olan Şans Noktası, talihli bir haberi de simgeliyor. Ve nitekim öyle oluyor, Ay’ın karşısına yatırım konusunda bir fırsat çıkıyor (dördüncü evde yerleşmiş, Ay yönetimindeki Şans Noktası). Bu sayede Ay, dispozitörü girişimci Merkür tarafından, içinde bulunduğu ikilemden kurtarılıyor. Ancak Ay’ın elindeki kaynak yeterli değil (ikinci evdeki asaletsiz ve ikinci evde bulunmak suretiyle sadece yüzde elli yaptırım gücüne sahip Ay). Devreye yakın akrabalar giriyor (üçüncü ev). Harita sahibi hem bu olayda kendisine fayda getirecek bir akrabaya sahip, hem de bu akrabanın tam o sırada borç verebilecek parası var (üçüncü evdeki şans noktası). Ay’ın, dördüncü evi gerçekleştirmesi için ihtiyaç duyduğu kaynak, üçüncü evde yöneticisi olduğu Şans Noktası sayesinde sağlanıyor. Harita sahibi (Ay), şehir dışına kısa bir yolculuk yapıyor (üçüncü ev). Bu konfigürasyondaki başka bir ayrıntı ise şöyle: Ay’ın yönettiği Şans Noktası, Ay’ın bulunduğu burca göre on ikinci burçta; dolayısıyla Ay ile Şans Noktası’nın arasındaki ilişkide ve bu ilişki sayesinde açığa çıkacak olayda bir on ikinci ev temasının da (beklenmedik, umulmayan, belirsiz, öngörülemeyen durumların) işin içinde olacağını gösteriyor… Haritadaki tüm bu bağlantıların sonucunda, Ay’ın nihai amacı olan sağlam yatırım yapma ihtiyacı, konfigürasyondaki tüm göstergelerin katılımıyla gerçekleştirilmiş oluyor.

Bu gerçek olay, Şans Noktası’nı neden belli olayların kesiştiği bir kavşak gibi görmemiz gerektiğini çok güzel bir şekilde örnekliyor. Aristoteles’in verdiği pazar yerinde karşılaşma örneğiyle de doğa olarak bire bir örtüşüyor. Şans Noktası’nı, Aysal bir nokta oluşundan ötürü dünyevi kazanç ile ilişkili görmemizde bir yanlışlık elbette ki yok. Ancak, “nereye gidersem parayı bulurum” diye sınırlamak, yazının ilk kısımlarında bahsettiğimiz “olay ağı” boyutunu gözden ırak düşürebilir. Bu açıdan bakınca, Şans Noktası, bizim eylemlerimiz sonucunda elde edeceğimiz kazançları anlatmaktan ziyade, bizim dışımızda gelişen olay akışlarının hayatımıza “talih” ve “kısmet” olarak nasıl yansıyacağıyla çok daha ilişkili görünüyor. 

Mustafa Konur

mustafakonur@gmail.com