Satürnyen Güneş Tutulması

03.11.2013 Bu sayfa 2386 kişi tarafından ziyaret edildi.

Bugünkü tutulma Akrep burcunda gerçekleşiyor ve Satürn ile kavuşum yapıyor. Bu yüzden hem Akrep burcunun, hem de Satürn'ün neleri sembolize ettiğini bilmemiz gerekiyor…

Fiziksel dünyanın ötesine geçme arzusu

Metafizik temalar, fiziksel dünyanın ötesine geçme arzusuyla tanınan Akrep yaşamın derinlemesine deneyimlenmesini ifade eder. Akrep için hiçbir şey yüzeysel değildir. Su elementi burçlarından biri olarak sezgiselliği ön plana çıkartır. Ama bu sezgisellik öyle derindir ki, mantıkla kavranması zordur. Hissiyat derinden gelmektedir ve ısrarcıdır. Gri ton yoktur Akrep’te. Ya beyazdır ya siyah. Ya benimlesin der Akrep ya da değilsin. Bunun bir ortası yoktur. Bu bağlamda denge burcu Terazi’den ayrılır. O safını çoktan seçmiştir. Hem de mantığıyla ve nedenleriyle değil, tamamen sezgilerine dayalı olarak. İşin tuhafı, çoğunlukla doğru seçimi yapmasıdır. İyiyle kötüyü, doğruyla yanlışı ayırt edebilmesi için kendi iç dünyasına müracaat etmesi yeterlidir. 

Sezgileri sayesinde Akrep, olayların nereye doğru ilerlediğini hisseder. Güçlü sezgileri sayesinde, kime nasıl davranacağını iyi bilir. Tabii, karşısındakilerin nasıl davranacağını da! Ani gelişen olaylarda, kontrollü ve sakindir. Ne yapması gerektiğini sezgisel olarak bilir. Baskı yaratan durumlara karşı, etrafındaki diğer kişilerden daha dayanıklıdır. Ama bir kez paniğe kapıldığında, kontrolünü yitirebilir ve tanınmayacak kadar zayıf duruma düşebilir. Böyle durumlarda, takıntıları ve endişeleri yüzeye çıkacak, duygusal anlamda çok yıpranacaktır.

Karmanın efendisi

Karmanın Efendisi olarak bilinen Satürn astroloji haritamızda bize tamamlamak zorunda olduğumuz karmik görevlerimiz, uzun sürecek çaba ve sorumluluklarımız, kendimizi korumak için oluşturduğumuz kalıplarımız, kendimizi engellediğimiz ve bastırdığımız alanlarımız, atalarımızdan kalıtımsal olarak getirdiğimiz şeyler ve ebeveynlerimizden aldığımız yüklerimiz hakkında bilgi verir. Haritamızdaki Satürn’ün yerleşimini iyi kavrarsak kendimize koyduğumuz sınırlamalarımızı, korkularımızı ve kalıplarımızı fark eder, bunları aşabilme konusunda önemli farkındalıklar elde ederiz. 

Klasik astrolojide “Büyük kötücül” olarak tanınan Satürn’ün bu unvanı almasının sebebi aslında kötü bir gezegen olmasından kaynaklanmaz. Temsil ettiği şeylerin insanlara zorlu ve yüklü gelmesinden kaynaklanır. Satürn sorumlulukları temsil eder ve insanlar sorumluluklardan hoşlanmazlar. Satürn sabır gerektirir. Her ne kadar ucunda bilgeleşmek olsa da, beklemeyi, sabretmeyi gerektiren durumlar insanları sıkar. Engellerle karşılaşmadan ilerlemek isteriz. Engeller Satürnyendir. Sınırları, yasakları, kuralları sevmeyiz. Bunların her biri Satürnyendir. Ama bunlar olmasa, düzen de olmaz; büyük kaos çıkar.

Satürn, astrolojide Jüpiter ile ifade edilen temaların neredeyse tam zıddını ifade eder. Jüpiter genişleme prensibini; Satürn ise daralma prensibini temsil eder. Jüpiter iyimserlikle, Satürn ise kötümserlikle bağdaştırılır. Jüpiter özgürleştirir; Satürn ise kısıtlayıcıdır. Böyle bakıldığında hep olumsuz yönleri temsil ediyor olsa da aslında Satürn’ün en önemli işlevlerinden biri sıkıntı çektiğimiz konulardan hayat dersleri almamıza yardımcı olması; bu durumların üstesinden gelebilmesi için bireyin acılarının kaynağını bulmasına yardım edecektir.

Korku ve endişeler

Eski astrologlara göre, korkuları Satürn yönetmektedir. Mitolojide Satürn, değişiklikten ve yeni olan her şeyden korktuğu için çocuklarını yutmaktadır. Benzer şekilde Satürn, kişisel haritalarımızda değişimlere ve teşebbüslere karşı korkularımızı tanımlar. Bu korku nedeniyle, eskiye ve değişmesini istemediğimiz şeylere bağlı kalmaya çalışırız ve kişisel gelişimimizin aksamasına yol açarız. Alışkanlık ve kalıplarımıza bağlı kalmamızın altında, güvenliği kaybetme korkumuz yatmaktadır. Aslında bizi kalıplaşmış şeyleri aşmaya zorlayan koşullar, zaman ilerledikçe bize ilk göründüğü kadar kötü olmayabilirler.

Satürn’ün kişisel haritamızdaki ev ve burç yerleşimi, bize zor gelen şeyleri, korktuğumuz alanları, ya da daha doğru ifadesiyle, psikolojik anlamda kişinin fiziksel realite deneyimindeki en büyük korkularını gösterir. Kişi, bu yerleşimle ilgili alanlarda yaşayacağı deneyimler konusunda fazlasıyla strateji geliştirir ve bu alanları aşırı kontrol etme eğilimi gösterir. Bizden, bu alanlar üzerinde çalışarak, zorluklar sayesinde büyümemiz, ustalığa ve bilgeliğe ulaşmamız istenmektedir. Bu nedenle, bu alanlar kendini göstermek üzere olan en güçlü inanç momentumunu ifade eder. Bunlar, aynı zamanda, hayatta güven eksikliği hissettiğimiz alanlardır. Bu alanlarda korkuya karşı savaş vermemiz gerekmektedir. Bunların hangi konular olduğunu anlamamız, onlardan ders almamız sayesinde, artık bu konulardan korkmamıza gerek kalmaz ve öğrenilmiş bu dersler için Satürn bizi ödüllendirir. Bu korkuların yerini güven ile değiştirmek Satürn’ün bize sunduğu çözümdür.

Satürn’ün geçiş yaptığı burç hangisi ise, toplumsal anlamda çekildiğimiz endişe ve korkuları gösterir. Satürn şu anda Akrep burcundan geçmektedir. Duygusal güvence arzusu, Satürn’ün buradaki yerleşimi ile zorlanır. Bu yüzden güvensiz ortamla ilgili sorunlar yaşayabilir, aşırı endişelenebiliriz. Ölümle ilgili ya da esrarengiz şeylerle ilgili takıntılı düşüncelerimiz olabilir. Cinselliği ve isteklerimizi rahat ifade etmekte zorlanabilir, bu konuyu endişe vesilesi edebilir, uç noktada, cinsellikle ilgili soğukluk hissedebiliriz. Diğer kişileri suçlamaya, gördüğünüz zararın acısını onlardan çıkartmaya yatkın olabiliriz. Diğer insanların hataları yüzünden acı çektiğimizi; başkalarının hatalarını düzeltmek zorunda kaldığımızı ve bu yüzden gerektiğinden ağır sorumluluk yüklenmek durumunda olduğunuzu düşünebiliriz. Bu da, zaman zaman, bu kişilere karşı kızgınlık ve intikam duygusu hissetmemize yol açabilir. Parasal konularda zorluk korkumuz artabilir. Sahip olduğumuz değerleri kaybetme endişesine kapılabiliriz.

Satürn Dünya ve Güneş ile dizilimde olduğunda ve özellikle Ay’la hizalandığında insan davranışları üzerinde baskılayıcı etkisi olduğu görülmüştür. Dolayısıyla bugünkü tutulma, bir müddet için üzerimizde baskı oluşturabilir. Kendimizi depresif hissedebiliriz. Yalnızlık hissimiz vurgu kazanabilir. Bitkinlik, yorgunluk hissedebiliriz. Kendimizi engellenmiş hissedebiliriz. Bunlar Satürnyen etkilerdir ve tutulma Satürn ile irtibat kuruyor olduğundan, böyle hissetmemiz son derece doğal. Korku ve endişe hissetmemiz de doğal. Ama bu konuda uyarılar fazla abartılı olduğunda, biz de buna kaptırmaya yatkınsak, gereğinden fazla endişe ve korku hissedebiliriz. 

Tabii ki astrolojinin uygulanma amaçlarından bir tanesi olası olumsuzluklara karşı uyarmaktır! Ama gerek yazılı ve gerekse sözlü olarak uyarılarda bulunurken, insana hizmet amacı taşıyan bu sanatı icra ederken, hitap edilen insanların psikolojisini göz önünde bulundurmalı, durumu abartarak gereğinden fazla endişe ve korkuya neden olmamalıdır. Sözün hemen burasında Alice O Howell’in bir sözünü hatırlatmak istiyorum: “Bazen insan psikolojisinden anlamayan ve özgürce “öngörüde” bulunan astrologların danışanlarına şüphe ve korku tohumlarını ekerek verdikleri zarar karşısında dehşete düşüyorum.” Candy Hillenbrand’ın da altını çizdiği gibi “Astrologlar geleceğe odaklanıp geleceğin daha korkusuz olacağını göstererek ya da insanlara seçeneklerini ve tercihlerini göstererek korkuyu aşmasına yardımcı olabilirler. Aksi takdirde insanlar güçlerini etkileyemedikleri ya da kontrol edemedikleri yıldızların ve gezegenlerin merhametine kaldıklarını düşünmeye başlayacaklarından, korkuya kapılabilirler.” 

Belki de, etrafımızda oluşan pek çok travmatik durumları, hastalıkları bilinçsizce üretilen negatif düşüncelerimizle, biz insanlar var ediyoruz. Böylelikle aslında bedenimizi zayıf düşürüyoruz ve kendi kendimize zarar veriyoruz. Psişik kahin Edgar Cayce bu konuyla ilgili şöyle diyor: “Düşünce ve girişimleri ile aynı çizgide olmak üzere bireylerin aktivitelerini etkileyen koşullar vardır ve spiritüel yasalar çerçevesinde bireyler ile bir etkileşim söz konusudur.” (No:311-310)

Korulardan kaçma değil, yüzleşme zamanı!

Tutulma Satürn ile kavuşum yaptığına göre, kendi içimizdeki çelişmelerle ve korkularla yüzleşeceğimiz bir geçiş dönemine giriyoruz ve bunların üstesinden gelmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Endişe ve korkularımızdan kaçmamız veya onları bastırmaya çalışmamız fayda vermeyecek. Onları su üzerine çıkartıp, bir daha bize sorun çıkartmamak üzere çözme zamanındayız. Bunun için istekli ve cesaretli olmamız gerekiyor. Derin bağları, sezgiselliği ve dayanıklılığı temsil eden Akrep burcundaki Satürn, insanlığın kendini şifalandırıp yeniden gücünü kazanabilmesi için gerekli olan dönüşüm gücünü, gerekli olan disiplin ve dayanıklılığı sağlayacak etkiyi yaratabilecek güçtedir.

Bu dönemde Boğa ve Akrep burcunda gerçekleşen tutulmalar, yeniden değerlendirme ve temel değerlere geri dönme zamanında olduğumuzu gösteriyor. Ekonomik anlamda basitleşme ve sadeleşme isteniyor. Azla yetinmeyi öğreneceğiz. Çok fazla şeye sahip olmaya çalışmak bizi gereğinden fazla yordu. Manevi temalara gereken önemi vermeyi, sahip olduklarımız için şükran duymayı, başkalarıyla paylaşmayı fazlasıyla ihmal ettik. Şimdiye kadar hep bireysel olarak, kendimiz için önemli olan şeyleri inşa ettik. Ama şimdi toplum yararına olan şeyleri inşa etmemiz gerekiyor. Bunu başarmak için bütünleşmeli, kaynakları paylaşmaya gönüllü olmalıyız.

Olgunluğun zirvesini ifade eden Satürn bilge bir öğretmeni temsil eder. Akrep burcunda Satürn ile birleşen bu tutulma esnasında Merkür’ün de Akrep burcunda geriler durumda olması, kendi iç bilgeliğimizden istifade edebileceğimizi, bu dönemde aldığımız bilgilerin dışarıdan çok, içimizden geleceğini ve derin deneyimlerle ortaya çıkacak olduğunu gösteriyor. Tutulmayla birleşmekte olan Satürn, kendi gerçeğimizi istiyorsak, başkalarının gözüyle görmeye çalışmayı bırakıp, kendi derinliklerimize erişen yola girmemiz gerektiğini haber veriyor.  Daha derin düzeylerde, bizi dibe doğru çeken fırtınaların da farkına varabilir, gerekli dönüşümü yapabilirsek, krizi güce dönüştürebiliriz. Akrep burcundaki Satürn’ü doğru kullanabilir, gerçek dürtülerimizle yüzleşmeye gönüllü olursak içsel mutluluğu ve dengeyi yakalayabiliriz.

Sevgi, ışık ve hiç tükenmeyen umutla!

Öner DÖŞER

3 Kasım 2013, Pazar

ASTROLOJİ OKULU, Caddebostan