Yoldan Çıkmış Ay

10.03.2012 Bu sayfa 2571 kişi tarafından ziyaret edildi.

 

Astroloji, okült kabul edilen diğer öğretilerin aksine, matematiksel bir alt yapıya dayanır.   Ortaçağ ve öncesinde astroloji ve astronomi birlikte incelenen bir disiplindi. Gezegenlerin gökyüzündeki konumu, birbirlerine göre uzaklıkları ve büyüklükleri gibi fiziksel özellikleri astronomi tarafından belirlenir, dünya olayları ve kişiler üzerindeki etkileri ise astroloji tarafından incelenirdi. Astrolojinin bilimsel alt yapısı bu yazının konusu olmadığından, şimdilik sadece her iki disiplini de kullanarak sonuca varan bir çalışmadan bahsedeceğim.

Astrolojinin dinamik bir yapısı vardır. Bu dinamizm evrensel hareketten kaynaklanır. Astrologlar gökyüzünün bu dansını ve yeryüzündeki yansımalarını inceleyerek, yaratıcı zekanın kozmik oyununu çözmek için uğraşıp dururlar. İsa’nın, meali “arayın bulacaksınız” sözü misali, bu hummalı uğraş ve araştırmalar yeni bilgileri açığa çıkarmakta, mikro ve makro kozmosun işleyişlerindeki bütünselliği idrak etmemize katkı sağlamaktadır. Böylece astrolojinin, Hermetik kökene dayalı en yalın bilgisi ‘yukarısı aşağıya benzer’ önermesine de her adımda biraz daha yaklaşılarak açıklık getirilmektedir.

Astrolojik incelemelerde gezegenlerin konumları ekliptik üzerine yansıtılarak yorum yapılır. Ekliptik, güneşin bir yıl boyunca gökyüzünde izlediği yörüngesidir. Bu yörünge, 30’ar derecelik 12 eşit parçaya bölünerek, gökyüzü parsellenir ve gezegenlerin göksel konumlarını anlamamızı sağlar. Örneğin, Merkür 3 derece Aslan burcunda dediğimizde, Merkür’ün ekliptiğe göre göksel konumundan bahsetmiş oluruz. Bir süre sonra aynı dereceden örneğin, Ay da geçiş yapabilir. Bu durumda Merkür ve Ay kavuşum yapmış olarak kabul edilir. Ancak, bizim bu konumsal değerlendirmemiz iki boyutlu bakış açısına göredir. Bu iki gezegenin, üçüncü boyut olarak ekliptiğe olan yüksekliği ele alındığında, epliktiğe göre aynı derecelerde olmalarına rağmen ekliptik düzlemin altında veya üstünde olabilirler. Gerçekte, ekliptiği çizen gezegen Güneş olduğundan, ekliptik düzlemden ayrılmayan yegane gezegen Güneş’tir ve diğer tüm gezegenler, göksel seyahatleri boyunca yalpalayarak bu düzlemin aşağısından veya yukarısından geçebilirler. Astronomik terminolojide buna “deklinasyon” deniliyor. Biz yoldan çıkma diyelim. Aslında her ay bir tutulma yaşamamamızın sebebi de budur. Çünkü tutulmalar Ay ve Güneş’in ekliptik düzlem üzerinde kavuşması veya opozisyonu ile meydana gelir.

Dünyamızın göksel ufuğa göre konumu kabaca 23 derece eğiktir. Dolayısı ile dünyaya göre Güneş’in maksimum deklinasyonu 23 derecedir. Bir başka değişle, Güneş ile dünyanın yörüngesel düzlemleri arasındaki maksimum açıklık 23 derece kadardır. Bu konumlar da yaz ve kış dönencelerinin olduğu yani, güneşin dünyaya göre seyrinin en kuzey veya en güney olduğu uçlardır. Bu göksel konum bize Güneş’in maksimum deklinasyonunun +/- 23 derece olabileceğini verir. Güneş için sabit olan bu durum diğer gezegenler için aynı değildir. Onlar +/- 23 derecelik bu mesafenin içinde veya dışında kalabilirler. Bir anlamda güneş tarafından belirlenen bu otobanda Güneş hariç diğer gezegenler off-road yapabilir. Bu Güneş’in otoritesinden çıkmaya benzer.

Gezegenlerin maksimum deklinasyon ötesi yolculuğu ilk olarak astrolog Boehrer tarafından öne atılmış ve konu pek çok astrolog tarafından tartışılmıştır. Fakat, yaklaşık 10 yıllık bir süreç içerisinde yorumlama tekniği olarak yaygın bir kabul görmemiştir.

Ancak Steven Forrest, bu yoldan çıkan yani, deklinasyonları 23 dereceden (23 28’) fazla olan gezegenlerin özellikle de Ay’ın bilinen astrolojik yorumlarının ötesinde farklılıklar gösterdiğini tespit etmiş.

Yoldan çıkmış bir Ay ne yapar? Forrest’e göre, esas otorite kuşağının dışına çıktığı için kendi kurallarını kendi koyarak kafasına göre takılır! Ay, ekliptik bandın etrafında çekim gücüne bağlı olarak kolektif bir uyum içerisinde belli bir disiplinle hareket ederken, bandın dışında bariz Uranüsyen davranışlar sergilemektedir. Bu etki diğer yoldan çıkan gezegenler için de geçerli olmakla beraber, Ay doğası gereği bu tutumu daha belirgin olarak yansıtmaktadır.  Forrest, Ay’ı yoldan çıkmış kişilere özgü bazı davranış şekilleri gözlemlemiş.

Ona göre bu kişiler, diğerleri için prestij sayılabilecek olaylara katılmakta daha isteksiz görünüp, arkalarını çevirebilirler. Ününün doruğundayken müziği bırakıp, islama yönelen Cat Steevens’ı buna örnek gösteriyor.

Bu kişilerin üstün zekalı olması, kalıpların dışına çıkan ileri düşünme yetileri rastlanan bir başka özellik. Paradigmaları sorgulayarak yıkabilen bu grubun en belirgin örneği olarak da Einstein’ı göstermiş.

Sosyal toplum kurallarının dışına çıkma eğilimi ve kriminal yönelimler de yine Ay’ı yoldan çıkan kişilerde rastlanabilecek bir başka özellik. Diktatör Noriega ve Nazilerin propoganda lideri Goebbels ise bu gruba dahil olanlardan.

Bir başka bulgu da kişilerin doğum haritalarında normal sınırlar içinde seyreden Ay’larının ilerletilmiş haritalarında sınır dışında kaldığı hallerde de yine bu çarpıcı Uranüsyen etkilerin ortaya çıkabileceğidir. Ancak, her Uranüsyen tavrın arkasında yoldan çıkmış bir Ay aramak da doğru değildir. Hep belirtildiği gibi haritanın genel dinamikleri her şeyden önce gelir.

 

Yeşne İren

30 Ekim 2010

Astroloji Okulu